Reklamlar

Tag Archives: Gazete

Ev Alma, Komşu Al

 kötü komşuBizim apartman şenlikli mi şenlikli, kültür mozaiği, çeşnisi bol bir apartman…Herkeslere nasip olmaz böylesi…Gazeteyi aç, 3. sayfaya bak; işte o haberdeki elleri kelepçeli adamı, yaka paça çıkardıkları pembe bina, bizimkisi…Televizyonda haberleri aç, bahsettiği uyuşturucu baronu bizim üst komşu…1 ay önce ellerimle verdim bi fincan toz şekeri, ben çayına katacak zannettimdi… Kadın pazarlayanlar mı istersin, kumar oynatanlar mı? Ne ararsan var. Bizim apartmandan sürekli operasyonla adam alıyorlar!

Örneğin, yıllar evvel, bir gece işten eve dönüyorum, bir adam peşime takıldı. Evime kadar arabayla takip etti. Zor attım kendimi eve. Ertesi gün güvenliği fırçaladım:

“Neredesiniz? Bi adam takıldı peşime. Kimse yoktu etrafta” diye.

Güvenlik dedi ki:

“Abla adam sakallı mıydı?”

“Evet”,

“Mercedes miydi arabası?”,

“Evet”,

“Siyah mıydı rengi?”,

“Evet”,

“Takım elbiseli miydi?”,

“Evet”,

“Abla o şey ya…”,

“Ney? Tanıdık mı?”,

“Yok. Pe….nk”,

“Neee?”,

“Evet. Şurda çapraz dairede kadın pazarlıyordu. Şikayet edildi, çıkartıldı ama demek yine dolaşıyor buralarda.”

Allaam sen aklımı koru yarabbim. Beni yakalasa o kızların yanına kapatacak ve beni de pazarlayacaktı öyle mi? Allaam görüyor musun, kocam mışıl mışıl uyurken ben pazarlığa tabi tutulmamak için savaş vermişim meğer!

Başka bir akşam deprem oldu, uyuyakaldığım koltuktan fırlayıp salona koştum. Kocama “deprem oldu, farkettin mi?” dedim. Pişmiş kelle gibi sırıtıp, “Asıl deprem burda kızım” dedi heyecanla. Meğer çapraz daireye yüzleri kar maskeli, üstleri kamuflajlı, ellerinde ucu yerlere kadar silahları olan özel timden polisler baskın yapmış. Eşim de balık kızartıyormuş. Ellerinde eldiven ve maşayla açmış kapıyı, bu sesler ne diye bakayım demiş. Şöyle bi kafayı uzatmasıyla maskeli özel tim dönüp bi bakmış, bizimki neredeyse altına ediyormuş. Kafasıyla içeri gir işareti yapmış polis, bizimki güya “emrin olur abi, kolay gelsin, destekliyoruz, bir şey lazım olursa çekinmeyin çalın kapıyı” der gibi içeri kaçmış. Bütün apartmanı kuşatmışlar. Polisin uzun zamandır aradığı ve bizim sarışın komşunun evinde yakalanan adam, yalı hırsızı azılı bir katilmiş!!! Kadın da bunun sevgilisiymiş. Kadını takip ederek adama ulaşmışlar. Ertesi gün baktığımızda, kadının daire kapısında kocaman bir delik vardı. İçerisi talan edilmiş, tabiri caiz ise taş taş üstünde bırakmamışlardı.

Kısacası, toplu toplu konutlarda yaşadığında böyle oluyor işte. Durumu kanıksıyorsun bir zaman sonra. Hırsızıyla, katiliyle, uyuşturucu baronuyla mutlu mesut, birlik ve beraberlik içerisinde yaşıyorsun. Kimi zaman kapısını çalıp,”yönetici artık şu kaloriferleri yaksın, biz donuyoruz, ya siz,” diye imza topluyorsun. Ha bu arada işin komiği, güvenlik şirketlerine de tonlarca para veriyorsun bizi korusun diye.

Reklamlar

ERKEĞİN GELİŞİMİ TUVALET EGİTİMİYLE BİTER!

Katherine Heigl ve Gerard Butler’ın oynadığı 2009 yapımı The Ugly Truth (Kadın Aklı Erkek Aklı diye çevrilmiş) filminde erkegin gelişimini en dürüst şekliyle(!) ve 1 cümleyle özetler Gerard Butler. Der ki: “Erkeğin gelişimi tuvalet eğitimiyle son bulur!” :))Ne kadar doğru Allah’ım:))) Hay ağzını öpeyim!  Yazının gelişi kocam ya;)

Çorabı çıkartıp çöp kovasının içine basket atmaya çalışmaklar filan hep o yüzdendir! Detaya takılmazlar. Etraf dağılırmış, çorabı attıktan sonra kaldırmakmış filan gelmez akıllarına! Sadece fırlatırlar. Biz kadınlar detaylarda boğulduğumuz için kafayı çıkarttığımızda sinir yapıp saldırıyoruz etrafa!

Bugün Pazar. Evin en dağınık olduğu gün ama bir deneme yapacağım. Her işi akışa bırakacağım ve detaylara (dağınıklık, çamaşır, bulaşık vs..) takılmayacagm: Kanepede ayaklarımı uzatıp gazete okuyacagm. Okuduktan sonra yere attığım gazeteleri yerden kaldırmayacagm, üstüne basıp geçecem mutfağa. Mutfağa da sadece su almak için girecegm. Tezgahın üstünde bardağım var mıydı diye aranmayacagm, dolaptan yeni bardak alıp eskisinin yanına bırakacagm. Yatağımı dağınık bırakacgm.

 Çocukların odalarını toplamayacagm. Öğlen ne yemek yapacagm diye düşünmeyecegm. Kahvaltı sofrasını kaldırmayacagm. Çamaşır makinesini çalıştırmayacgm. Bulaşık makinesini çalıştırmayacagm. Çocuklara ödev yapın diye, degil 40 kere, 1 kere bile bagirmayacgm. Televizyonu kapatın artık demeyecgm, ben de onlarla birlikte sonuna kadar seyredecegm. Hala kanepedeym. Ayaklarımı uzatmiş vaziyetteyim. Daha 10 dk bile olmadı ama içim rahat, evet evet rahat! Uykum gelmeye başladı sanki yavaştan, içim geçiyor, kahvaltı sofrasına bakıyorum son kez, peyniri kaldırsaydım bariieeeeaa derken hooop içim geçmiş rüya alemlerine gitmişim bile. Kerem’in öpücükleriyle uyanıyorum. Evin içinde çıt yok. Televizyon kapalı, salonda her şey yerli yerinde, kahvaltı sofrası kalkmış, masanın üstünde örtü ve vazo var. Tatlı Cadı Samantha mı gelmiş bize? Hayır film değil, gerçek bu anlattıklarım! Evin dev adamı ve 2 cücesi  evi toplamışlar! 3 ERKEK! Düşünceliler, enteğesaan! Ben uyanana kadar beklemişler bana yaptıkları jesti göstermek için! Çocuklar odalarını, Uğur salonla mutfağı gösteriyor. Valla ne yalan söyleyeyim, vicdanım sızlamıyor, çok hoşuma gidiyor. E ben bu başlığı niye attım, bu yazıyı niye yazdım şimdi? Çok utanıyorum kendimden, dermişim:)))

Kendimi en yorgun hissettigim günde erkek olmama(!) izin verdiginiz için 3’ünüze de tesekkür ederim;)))

Çorap atmak gerçekten çok keyifliymiş!

Şimdi izninizle makinaya çamaşır atmaya gidiyorum, sen dersinin başına, sen de televizyonu kapat artık;))))

NOT: The Ugly Truth (izlemediyseniz şiddetle tavsiye edilir) dışında kadın erkek İlişkilerini anlatan çok film var.

Benim top 3’üm şöyle ( tarih sırasına göre):

  1. Güllerin Savaşı / The War Of The Roses(1989) Michael Douglas ve Kathleen Turner
  2. Kadınlar Ne İster? / What Women Want(2000) Mel Gibson, Helen Hunt ve Marisa Tomei
  3. Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar? /He’s just not that into you(2009) Jennifer Aniston, Jennifer Connelly,…



Asagidaki Kuponu Doldur, Sevdigin Artist Evine Gelsin!


 Yanda görmüş olduğun Misafir Artist Kuponunu doldur, evinde görmek istediğin artistin adını yaz, gazeteye gönder. Çıkarsa, çayı oturt ocağa, sevdiğin artist sana oturmaya gelsin! Her şeyin magazinden, ünden, ünlüden, Fatmagül’den, Sülüman’dan ve sülalesinden ibaret oldugu şu zamanda ‘aklı olan bir gazete veya dergi’  50 yıl sonra yeniden bu uygulamayı yaparsa yemin ederim tiraja tiraj demez!

İki elin parmağını geçmeyen artistler zamanında, annem 15 yaşında, o dönemin gazetesi Her Gün’de yayımlanan bu Misafir Artist kuponunu doldurup  göndermiş ve Nebahat Çehre’yi ağırlamış evinde. Geçenlerde çıkardı, gösterdi. Annemin artist olma isteği filan kurmaca ama öyle bir kurguyla, roman yazar gibi  yazmış ki  gazeteci (Yazan: Cahit Poyraz yazıyor en altta) güldük haylice ve haliyle okurken;) 

Günde 3,4 kapı yapan Nebahat Çehre’nin şanslı hayranlarıyla buluşması gazetede “2 tam sayfa” yer verilerek geniş bir şekilde yayımlanmış. Gidilen evlerde ilk karşılaşma, yapılan ikramlar, yenen yemekler, edilen sohbetler, o misafirperverlik eskinin o zarafeti içinde o kadar kibar anlatılıyor, fotoğraflar o kadar samimi ki…O sıcaklık, o heyecan, yaşanan tüm o duygular okurken sana da geçiyor. Mesela bir erkek hayranı samimi bir şekilde itiraf ediyor ve diyor ki, “Nebahat Çehre’yi hayatımda hiç görmedim, sadece adını duymuştum. Kuponu sadece merakımdan doldurup yolladım ama gerçekten çok güzel bir bayanmış!”

Sen de çok şanslı bir adammışsın vesselam, bari bi milli piyango bileti alsaydın;)))