Reklamlar

Süreyya Sülün

Süreyya Sülün Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarından…Saçlarını kısacık kesip, erkek kılığına girip 1915’te Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir komutanlığında savaşmış cengaverlerden…Ülkemiz için çok önemli figürlerden biri olmasının yanı sıra benim için ayrı bir önemi var: Anneannemin annesi, annemin anneannesi yani benim ninem…Savaş sonrası İstanbul’da, Atatürk’ün ona savaş gazisi olduğu için hediye ettiği Laleli’deki evde yaşadı. Haseki Hastanesi’nde yıllarca gönüllü olarak çalıştı. 1968 Kasım’ında vefat etti.  

Internette hayatı hakkında araştırma yaptığınızda sadece kahramanlıklarından bahseder ve hemen hemen aynı cümleler çıkar karşınıza…Baktım hiç resmi yok…Elimdeki resimleri sizlerle paylaşmak istedim…Süreyya’nın hayali bir figür olmadığını göstermek adına…Askerliğini, anneliğini, anneanneliğini de göstermek istedim…Bize bu vatanı kanlarıyla canlarıyla hediye eden kadın, erkek, çocuk bütün şehitlerimizin ruhu şadolsun.


Reklamlar

GAS (GEVSEK AGIZ SENDROMU) NE DEMEK?

GAS yani GEVŞEK AGIZ SENDROMU kadınlarda *35. yaşgünü kutlamalarının hemen ertesinde görülen bir hastalıktır. Hastalık denmesinin sebebi elde olmadan, yaşa bağlı olarak (tıpkı menopoz gibi) hormonların dürtüklemesiyle ortaya çıkmasındandır. Sanki bir düğmeye basılmışcasına 40 yaşını deviren insanoğlunun birdenbire yakını görememesi gibi, 35’ini deviren insanoğlunda da bu durum ortaya çıkar.

Belirtileri, çene düşüklüğü, özel hayatını şiddetle ortalığa yayma hissi, kendini bu konuda tutama, hayatıyla ilgili ne olup bitiyorsa sorulmadan ve hiçbir zorlama olmadan konu komşuya anlatma şeklindedir. Ör: Muhtara nüfus sureti çıkartmaya gidip, niye gittiğini unutup, oturup kocasını şikayet edip çıkanlar veya Pazara gidip börülce alacağına görümcesini çekiştirip eli boş dönenler gibi…

Toplumun, eldeki avuçtaki gayriresmi rakamlarına göre, ben diyim %92, sen de yok canım o kadar da değildir, hadi olsun olsun %84’ünde kafadan vardır. Bu küçümsenmeyecek bir rakamdır. %84’ün cinsiyete göre dağılımı, ben diyim kadınlarda %82, sen de 85, ben diyim kızım total 84 zaten, Allah Allaaah, neyse 84’dan çıkar 82’yi, erkeklerde %2’dir. O ikinin de biri kocam, biri de oğlumdur. Bak hala konuşuyor!

GAS yani Gevşek Agız Sendromu halk arasında “çene ishali” olarak da bilinmektedir. Tam tersi konuşmayanına da “kabız ağızlı” denir. Bulabilirseniz Bkz.KAS (Kabız Ağız Sendromu)Halk arasında ağzından kerpetenle laf alırsın dediğimiz tiplerdir. GAS’a yakalananlar KAS’lılara gıpta ederler. Rol modelleri bu kabız çenelilerdir ama işte insanoğlu hep kendinde olmayanı ister, n’apcan?(Bu kendinde olmayanı istemek de hastalık)

Ne koyu çay, ne kola, ne de çeneyi sıkıca bağlamak ishale fayda etmez. Boşu boşuna tüketme selülit yapar. Çeneyi de sıkıp dişlerden olma valla apse yapar sonra istesen de konuşamazsın.

Durumu olgunlukla kabullenmekten başka çaren yoktur.  Ayrıca faydaları da vardır: 20lerdeki hatta 30ların başındaki o kasım kasım kasılmalar yok olur. Özüne dönersin. Utanmaz, arlanmaz bir insan oluverirsin. Onu anlatma ayıp, şundan bahsetme kayıp, efendiliği bi kenara bırakıp ammaaann koyverirsin! Ohhh bi rahatlarsın, göğüs kafesin genişler, yüreğin hafifler, çok konuşmaktan ağzın kurur bol su içmeye başlarsın ödemini atarsın…Yani olur olmaz şeyleri sır tutup şişeceğine GAS olup uçarsın:)))

Bu yazının yazılma sebebi, bana bir şeyler oluyor, çenemi tutamıyorum, özel hayat diye bişey kalmadı, ne olup bitiyorsa herkese anlatıyorum. Onu beğenmiyorum, bunu beğenmiyorum, arkasından dedikodu yapıp duruyorum, sürekli konuşma isteğiyle yanıp tutuşuyorum şeklinde yakınmaları olan kadınlara ve erkeklere “Yalnız değilsiniz” mesajı vermektir.

Hastalık normal seyrinde ilerlemektedir. Bilimadamları konuyla ilgili olarak bu hastalığın da tıpkı menopoz veya andropoz gibi algılanması gerektiğini, bunun bir dönem olduğunu ve bir süre sonra kendiliğinden geçebileceğini ileri sürmektedirler. Tıpta şu an için hiç bir ilaç geliştirilememiştir. Denekler fos çıkmıştır. Herhangi bir gelişme olduğu takdirde bu siteden yine gayriresmi olarak açıklaması yapılacaktır.


*35+ OLANLAR  OLMAYANLARA ANLATSIN;))) 

8 MART

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ

KUTLU OLSUN;)


ERKEĞİN GELİŞİMİ TUVALET EGİTİMİYLE BİTER!

Katherine Heigl ve Gerard Butler’ın oynadığı 2009 yapımı The Ugly Truth (Kadın Aklı Erkek Aklı diye çevrilmiş) filminde erkegin gelişimini en dürüst şekliyle(!) ve 1 cümleyle özetler Gerard Butler. Der ki: “Erkeğin gelişimi tuvalet eğitimiyle son bulur!” :))Ne kadar doğru Allah’ım:))) Hay ağzını öpeyim!  Yazının gelişi kocam ya;)

Çorabı çıkartıp çöp kovasının içine basket atmaya çalışmaklar filan hep o yüzdendir! Detaya takılmazlar. Etraf dağılırmış, çorabı attıktan sonra kaldırmakmış filan gelmez akıllarına! Sadece fırlatırlar. Biz kadınlar detaylarda boğulduğumuz için kafayı çıkarttığımızda sinir yapıp saldırıyoruz etrafa!

Bugün Pazar. Evin en dağınık olduğu gün ama bir deneme yapacağım. Her işi akışa bırakacağım ve detaylara (dağınıklık, çamaşır, bulaşık vs..) takılmayacagm: Kanepede ayaklarımı uzatıp gazete okuyacagm. Okuduktan sonra yere attığım gazeteleri yerden kaldırmayacagm, üstüne basıp geçecem mutfağa. Mutfağa da sadece su almak için girecegm. Tezgahın üstünde bardağım var mıydı diye aranmayacagm, dolaptan yeni bardak alıp eskisinin yanına bırakacagm. Yatağımı dağınık bırakacgm.

 Çocukların odalarını toplamayacagm. Öğlen ne yemek yapacagm diye düşünmeyecegm. Kahvaltı sofrasını kaldırmayacagm. Çamaşır makinesini çalıştırmayacgm. Bulaşık makinesini çalıştırmayacagm. Çocuklara ödev yapın diye, degil 40 kere, 1 kere bile bagirmayacgm. Televizyonu kapatın artık demeyecgm, ben de onlarla birlikte sonuna kadar seyredecegm. Hala kanepedeym. Ayaklarımı uzatmiş vaziyetteyim. Daha 10 dk bile olmadı ama içim rahat, evet evet rahat! Uykum gelmeye başladı sanki yavaştan, içim geçiyor, kahvaltı sofrasına bakıyorum son kez, peyniri kaldırsaydım bariieeeeaa derken hooop içim geçmiş rüya alemlerine gitmişim bile. Kerem’in öpücükleriyle uyanıyorum. Evin içinde çıt yok. Televizyon kapalı, salonda her şey yerli yerinde, kahvaltı sofrası kalkmış, masanın üstünde örtü ve vazo var. Tatlı Cadı Samantha mı gelmiş bize? Hayır film değil, gerçek bu anlattıklarım! Evin dev adamı ve 2 cücesi  evi toplamışlar! 3 ERKEK! Düşünceliler, enteğesaan! Ben uyanana kadar beklemişler bana yaptıkları jesti göstermek için! Çocuklar odalarını, Uğur salonla mutfağı gösteriyor. Valla ne yalan söyleyeyim, vicdanım sızlamıyor, çok hoşuma gidiyor. E ben bu başlığı niye attım, bu yazıyı niye yazdım şimdi? Çok utanıyorum kendimden, dermişim:)))

Kendimi en yorgun hissettigim günde erkek olmama(!) izin verdiginiz için 3’ünüze de tesekkür ederim;)))

Çorap atmak gerçekten çok keyifliymiş!

Şimdi izninizle makinaya çamaşır atmaya gidiyorum, sen dersinin başına, sen de televizyonu kapat artık;))))

NOT: The Ugly Truth (izlemediyseniz şiddetle tavsiye edilir) dışında kadın erkek İlişkilerini anlatan çok film var.

Benim top 3’üm şöyle ( tarih sırasına göre):

  1. Güllerin Savaşı / The War Of The Roses(1989) Michael Douglas ve Kathleen Turner
  2. Kadınlar Ne İster? / What Women Want(2000) Mel Gibson, Helen Hunt ve Marisa Tomei
  3. Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar? /He’s just not that into you(2009) Jennifer Aniston, Jennifer Connelly,…



NAR TANESİ KAFAYI YEMEDEN NASIL AYIKLANIR?

Tek tek, ellerinizle, sanki birinin ciğerini sökercesine, kanlar akarcasına, tek bir nar tanesi kalmayayıncaya kadar, çünkü günah, baş parmak ve işaret parmaklarınızı kullanarak yapacaksınız:PP

Hayatta var ya, minicik minicik şeylerle kesinlikle uğraşmam. Kolay bi yolu varsa ne ala;) Bu yüzden narın hep suyunu sıkarım. Sonra bir gün nar ayıklayıcısıyla tanıştım ve o andan itibaren hayatım falan değişmedi, ne değişecek, kolayıma gitti sadece, taneleri çıkartıp yiyorum şimdi ammaaaan ne yalan, yemiyorum da, dolapta duruyor ama denedim hakkaten süpper kolay, nar taneli pasta filan yapıyorsanız kesin alın deli misiniz tek tek çikarmaya uğraşacaksınız, üstünüz başınız boyanacak, nar çok pis boyar çıkmaz da biliyo musun? biliyo musun? e iyi o zaman, ne anlatıyorum iki saattir, insan hakettiğini yaşar, otur boyayı çıkartmaya uğraş sen, ben nar suyumu içerken…………………..


Nar Ayıklama Aletini sanata alet ettim ve onu bir çizgi film karakterine dönüştürdüm.

Bilin bakalım kim?:))

Diyorum size kullanmıyorum diye, oyun oynuyorum;)

Vadeeeevır diyor ve Nar Ayıklama Aleti Nasıl Kullanılır bölümüne geçiyorum:

1. Narı 2’ye kes.

2. Narın yarısını Nar Ayıklayıcı’nın delikli yüzeyine yüzüstü koy.                                  

3. 1 adet çorba kaşığı yardımıyla sırtına sırtına vur.

4. Taneler teker teker tabağa dökülecek ve içi bomboş kalacak.

5. Şaşır kal öyle. Bu kadar basit bir aletin bu kadar meşakkatli bi işi 2 saniyede nasıl yaptığına!

Yıllarını verenler oturup ağlasın hatta bence.

6. Pazarda 2 lira Migrosta 5. Ben Migros’tan aldım. Kazıklandım. Sonradan öğrendim. Bizim temizlikçi dalga geçer gibi söyledi, hatta senin verdiğin paraya ben 2 tane aldım falan dedi. Ben de içimden bişeyler söyledim tabii kendisine. Sinir oldum.

7. Bu kadar.

Hayatta Her Şey Kolay Gelsin!


Asagidaki Kuponu Doldur, Sevdigin Artist Evine Gelsin!


 Yanda görmüş olduğun Misafir Artist Kuponunu doldur, evinde görmek istediğin artistin adını yaz, gazeteye gönder. Çıkarsa, çayı oturt ocağa, sevdiğin artist sana oturmaya gelsin! Her şeyin magazinden, ünden, ünlüden, Fatmagül’den, Sülüman’dan ve sülalesinden ibaret oldugu şu zamanda ‘aklı olan bir gazete veya dergi’  50 yıl sonra yeniden bu uygulamayı yaparsa yemin ederim tiraja tiraj demez!

İki elin parmağını geçmeyen artistler zamanında, annem 15 yaşında, o dönemin gazetesi Her Gün’de yayımlanan bu Misafir Artist kuponunu doldurup  göndermiş ve Nebahat Çehre’yi ağırlamış evinde. Geçenlerde çıkardı, gösterdi. Annemin artist olma isteği filan kurmaca ama öyle bir kurguyla, roman yazar gibi  yazmış ki  gazeteci (Yazan: Cahit Poyraz yazıyor en altta) güldük haylice ve haliyle okurken;) 

Günde 3,4 kapı yapan Nebahat Çehre’nin şanslı hayranlarıyla buluşması gazetede “2 tam sayfa” yer verilerek geniş bir şekilde yayımlanmış. Gidilen evlerde ilk karşılaşma, yapılan ikramlar, yenen yemekler, edilen sohbetler, o misafirperverlik eskinin o zarafeti içinde o kadar kibar anlatılıyor, fotoğraflar o kadar samimi ki…O sıcaklık, o heyecan, yaşanan tüm o duygular okurken sana da geçiyor. Mesela bir erkek hayranı samimi bir şekilde itiraf ediyor ve diyor ki, “Nebahat Çehre’yi hayatımda hiç görmedim, sadece adını duymuştum. Kuponu sadece merakımdan doldurup yolladım ama gerçekten çok güzel bir bayanmış!”

Sen de çok şanslı bir adammışsın vesselam, bari bi milli piyango bileti alsaydın;)))