Reklamlar

Monthly Archives: Ocak 2012

ERKEĞİN GELİŞİMİ TUVALET EGİTİMİYLE BİTER!

Katherine Heigl ve Gerard Butler’ın oynadığı 2009 yapımı The Ugly Truth (Kadın Aklı Erkek Aklı diye çevrilmiş) filminde erkegin gelişimini en dürüst şekliyle(!) ve 1 cümleyle özetler Gerard Butler. Der ki: “Erkeğin gelişimi tuvalet eğitimiyle son bulur!” :))Ne kadar doğru Allah’ım:))) Hay ağzını öpeyim!  Yazının gelişi kocam ya;)

Çorabı çıkartıp çöp kovasının içine basket atmaya çalışmaklar filan hep o yüzdendir! Detaya takılmazlar. Etraf dağılırmış, çorabı attıktan sonra kaldırmakmış filan gelmez akıllarına! Sadece fırlatırlar. Biz kadınlar detaylarda boğulduğumuz için kafayı çıkarttığımızda sinir yapıp saldırıyoruz etrafa!

Bugün Pazar. Evin en dağınık olduğu gün ama bir deneme yapacağım. Her işi akışa bırakacağım ve detaylara (dağınıklık, çamaşır, bulaşık vs..) takılmayacagm: Kanepede ayaklarımı uzatıp gazete okuyacagm. Okuduktan sonra yere attığım gazeteleri yerden kaldırmayacagm, üstüne basıp geçecem mutfağa. Mutfağa da sadece su almak için girecegm. Tezgahın üstünde bardağım var mıydı diye aranmayacagm, dolaptan yeni bardak alıp eskisinin yanına bırakacagm. Yatağımı dağınık bırakacgm.

 Çocukların odalarını toplamayacagm. Öğlen ne yemek yapacagm diye düşünmeyecegm. Kahvaltı sofrasını kaldırmayacagm. Çamaşır makinesini çalıştırmayacgm. Bulaşık makinesini çalıştırmayacagm. Çocuklara ödev yapın diye, degil 40 kere, 1 kere bile bagirmayacgm. Televizyonu kapatın artık demeyecgm, ben de onlarla birlikte sonuna kadar seyredecegm. Hala kanepedeym. Ayaklarımı uzatmiş vaziyetteyim. Daha 10 dk bile olmadı ama içim rahat, evet evet rahat! Uykum gelmeye başladı sanki yavaştan, içim geçiyor, kahvaltı sofrasına bakıyorum son kez, peyniri kaldırsaydım bariieeeeaa derken hooop içim geçmiş rüya alemlerine gitmişim bile. Kerem’in öpücükleriyle uyanıyorum. Evin içinde çıt yok. Televizyon kapalı, salonda her şey yerli yerinde, kahvaltı sofrası kalkmış, masanın üstünde örtü ve vazo var. Tatlı Cadı Samantha mı gelmiş bize? Hayır film değil, gerçek bu anlattıklarım! Evin dev adamı ve 2 cücesi  evi toplamışlar! 3 ERKEK! Düşünceliler, enteğesaan! Ben uyanana kadar beklemişler bana yaptıkları jesti göstermek için! Çocuklar odalarını, Uğur salonla mutfağı gösteriyor. Valla ne yalan söyleyeyim, vicdanım sızlamıyor, çok hoşuma gidiyor. E ben bu başlığı niye attım, bu yazıyı niye yazdım şimdi? Çok utanıyorum kendimden, dermişim:)))

Kendimi en yorgun hissettigim günde erkek olmama(!) izin verdiginiz için 3’ünüze de tesekkür ederim;)))

Çorap atmak gerçekten çok keyifliymiş!

Şimdi izninizle makinaya çamaşır atmaya gidiyorum, sen dersinin başına, sen de televizyonu kapat artık;))))

NOT: The Ugly Truth (izlemediyseniz şiddetle tavsiye edilir) dışında kadın erkek İlişkilerini anlatan çok film var.

Benim top 3’üm şöyle ( tarih sırasına göre):

  1. Güllerin Savaşı / The War Of The Roses(1989) Michael Douglas ve Kathleen Turner
  2. Kadınlar Ne İster? / What Women Want(2000) Mel Gibson, Helen Hunt ve Marisa Tomei
  3. Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar? /He’s just not that into you(2009) Jennifer Aniston, Jennifer Connelly,…


Reklamlar

NAR TANESİ KAFAYI YEMEDEN NASIL AYIKLANIR?

Tek tek, ellerinizle, sanki birinin ciğerini sökercesine, kanlar akarcasına, tek bir nar tanesi kalmayayıncaya kadar, çünkü günah, baş parmak ve işaret parmaklarınızı kullanarak yapacaksınız:PP

Hayatta var ya, minicik minicik şeylerle kesinlikle uğraşmam. Kolay bi yolu varsa ne ala;) Bu yüzden narın hep suyunu sıkarım. Sonra bir gün nar ayıklayıcısıyla tanıştım ve o andan itibaren hayatım falan değişmedi, ne değişecek, kolayıma gitti sadece, taneleri çıkartıp yiyorum şimdi ammaaaan ne yalan, yemiyorum da, dolapta duruyor ama denedim hakkaten süpper kolay, nar taneli pasta filan yapıyorsanız kesin alın deli misiniz tek tek çikarmaya uğraşacaksınız, üstünüz başınız boyanacak, nar çok pis boyar çıkmaz da biliyo musun? biliyo musun? e iyi o zaman, ne anlatıyorum iki saattir, insan hakettiğini yaşar, otur boyayı çıkartmaya uğraş sen, ben nar suyumu içerken…………………..


Nar Ayıklama Aletini sanata alet ettim ve onu bir çizgi film karakterine dönüştürdüm.

Bilin bakalım kim?:))

Diyorum size kullanmıyorum diye, oyun oynuyorum;)

Vadeeeevır diyor ve Nar Ayıklama Aleti Nasıl Kullanılır bölümüne geçiyorum:

1. Narı 2’ye kes.

2. Narın yarısını Nar Ayıklayıcı’nın delikli yüzeyine yüzüstü koy.                                  

3. 1 adet çorba kaşığı yardımıyla sırtına sırtına vur.

4. Taneler teker teker tabağa dökülecek ve içi bomboş kalacak.

5. Şaşır kal öyle. Bu kadar basit bir aletin bu kadar meşakkatli bi işi 2 saniyede nasıl yaptığına!

Yıllarını verenler oturup ağlasın hatta bence.

6. Pazarda 2 lira Migrosta 5. Ben Migros’tan aldım. Kazıklandım. Sonradan öğrendim. Bizim temizlikçi dalga geçer gibi söyledi, hatta senin verdiğin paraya ben 2 tane aldım falan dedi. Ben de içimden bişeyler söyledim tabii kendisine. Sinir oldum.

7. Bu kadar.

Hayatta Her Şey Kolay Gelsin!


Asagidaki Kuponu Doldur, Sevdigin Artist Evine Gelsin!


 Yanda görmüş olduğun Misafir Artist Kuponunu doldur, evinde görmek istediğin artistin adını yaz, gazeteye gönder. Çıkarsa, çayı oturt ocağa, sevdiğin artist sana oturmaya gelsin! Her şeyin magazinden, ünden, ünlüden, Fatmagül’den, Sülüman’dan ve sülalesinden ibaret oldugu şu zamanda ‘aklı olan bir gazete veya dergi’  50 yıl sonra yeniden bu uygulamayı yaparsa yemin ederim tiraja tiraj demez!

İki elin parmağını geçmeyen artistler zamanında, annem 15 yaşında, o dönemin gazetesi Her Gün’de yayımlanan bu Misafir Artist kuponunu doldurup  göndermiş ve Nebahat Çehre’yi ağırlamış evinde. Geçenlerde çıkardı, gösterdi. Annemin artist olma isteği filan kurmaca ama öyle bir kurguyla, roman yazar gibi  yazmış ki  gazeteci (Yazan: Cahit Poyraz yazıyor en altta) güldük haylice ve haliyle okurken;) 

Günde 3,4 kapı yapan Nebahat Çehre’nin şanslı hayranlarıyla buluşması gazetede “2 tam sayfa” yer verilerek geniş bir şekilde yayımlanmış. Gidilen evlerde ilk karşılaşma, yapılan ikramlar, yenen yemekler, edilen sohbetler, o misafirperverlik eskinin o zarafeti içinde o kadar kibar anlatılıyor, fotoğraflar o kadar samimi ki…O sıcaklık, o heyecan, yaşanan tüm o duygular okurken sana da geçiyor. Mesela bir erkek hayranı samimi bir şekilde itiraf ediyor ve diyor ki, “Nebahat Çehre’yi hayatımda hiç görmedim, sadece adını duymuştum. Kuponu sadece merakımdan doldurup yolladım ama gerçekten çok güzel bir bayanmış!”

Sen de çok şanslı bir adammışsın vesselam, bari bi milli piyango bileti alsaydın;)))



Bana Yeniden Yazılar Yazdıran Adam: Onur Baştürk

Yılbaşından beri yazı yazamaz bir haldeydim ki, içimdeki yazma ateşini yeniden yakmak için lazım olan kibrit, odun ve gazete kağıdını bana Onur Baştürk verdi.

Fragmanı dönmeye başladığından beri heyecanla bekliyorum Gülse Birsel’in “Yalan Dünya”sını. Bütün haberlerini okuyorum, karakterleri, oyuncuları iyice ezberlemişim veee napıyorum; başladığı Cuma akşamı izlemeyi unutuyorum iyi mi?

Derken hayatımda ilk defa, hiç zevk almadığım halde, internetten seyrettim bir diziyi. Bi elimde pizza bi elimde Cola, yanımda oğlum, ayaklarımızı uzatıp tam 2 saat seyrettik dizinin ilk bölümünü. Tuttuğumuz soluklarımızı sadece ve sık sık gülmek için saldık.

Ertesi gün bi daha seyrettim, yine netten. Dün akşam televizyonda tekrarını yakaladım ve bir daha seyrettim sonuna kadar. Bayağı içselleştirdim diziyi anlayacağınız.

Neyse dizi ile ilgili en komik yoruma ise bu sabah rastladım. Hürriyet Kelebek’te Onur Baştürk’ün yazısında. Gözlerim yuvalarından fırladı önce. Sonra koskocaman bir gülümseme yayıldı yüzüme. Günümü aydınlattı. Çok hoşuma gitti. Bir paragraf ama sadece 2 cümle beni benden eden. Ama çok derin çoook. Diziyi seyrederken accayip bi fantezi yapmış. Sarp Apak, otel odasında yaşayan bir aktör ve sıkıntıdan patlıyor. Sürekli telefon rehberinden arkadaş arıyor. Çok yalnız bir adam. Öyle ki otelde oda servisinde çalışan çocuğun muhabbetine bile razı. Türkiye’nin most•modern yazarı Onur Baştürk’ün Bold’layarak ve hatta bayılarak yazdığı “Sarp Apak’ın canlandırdığı karakter odasına giren erkek garsona üstü kapalı bir şekilde asıldı. Bakalım sonrasında da bu tür eğilimlerini görebilecek miyiz bu karakterin?” sözleri Gülse Birsel’e bir rica olsa gerek çünkü benim seyrettiğim dizide Sarp Apak’ın canlandırdığı karakter, odasına yemek servisine gelen garsonla futbol muhabbeti yapmak istedi, başka bir şey değil!

RTÜK’e kızamıyorum sevgili arkadaşlarım. Yok yasaklara eyvallah demiyorum. Zihniyeti anlamaya çalışıyorum. Kimi bir tayttan fena oluyor, kimi bir söz, bi bakıştan. Sen masumane bir şey yaptığını zannediyorsun o senin ne şeytan olduğunu anlatıyor. Sen hiç bir şey yapmadım diyorsun, o kuyruğunu nasıl da bir sağa sola attırdığını anlatıyor. İstediğini çek, istediğini yaz, istediğini yasakla:

“Dervişin fikri ne ise zikri odur” atasözünün bir örnekle açıklaması budur.