Reklamlar

Monthly Archives: Kasım 2011

Esaslı Bir 2012 Astrolojisi, by Serial Miller

Merkür Yay’da, Ay Oğlak’ta, Oğlak Kayakta! 

“2012’nin Balıklar için zenginlik yılı olacağını duyan Oğlaklar’ın çok fena psikolojisi bozulacak. Öfkelerine hakim olamayıp Aralık’ın 6’sına kadar sinir krizi geçirecekler.  Oğlaklar’ın ağlamalarından uyuyamayan  Koçlar, Akrepler’e haber verecek ve hep beraber Allah ne verdiyse Oğlaklar’ı hem sokup hem tepecekler. Bu tepiş Oğlaklar’ın aklını başına getirecek ve Salı’dan sonra rahatlayacaklar.

Ay, bu süre zarfında Oğlaklar’da kalacak. Başaklar “Ay niye bizde kalmadı, Oğlaklar’ın g.t kadar evinde kaldı, bi kusur mu ettik” diye Ay’a darılacaklar. Retro bahane, asıl bu olaydan sebep Başaklar’ın  moodları bu hafta down olacak. Yani moralman çökük dolaşacaklar, üstünüze alınmayın!

Bu sırada Merkür geri geri giderken Venüs’e, Venüs Dünya’ya, Dünya Mars’a, Mars Jüpiter’e çarpacak. Bunu oyun zanneden Satürn Uranüs’ü ittirecek, Uranüs kızıp Neptün’e bi uçan tekme atacak, Neptün tekmeyi Plüton’dan bilecek,  derken bir arbede çıkacak. Çıkan arbedede Dünya hiç suçu yokken arada kalacak ve sıkışacak. Bir gaz bulutu Dünya’yı saracak. Dünya’da gözyaşı sular seller olup akacak.

Para evinden çıkmayan Terazi, borçları yüzünden kefesinin tekini satacak. Dengesini kaybedip tam düşecekken Boğa onu tutacak ve aralarında garip bi aşk başlayacak. Terazi Boğa’nin yanına yerleşecek. Boğa boynuzlarıyla Terazi’yi severken İkizler görecek. Boğa’ya karşı boş olmayan İkizler aşk acısından kendini yemeğe verecek, hatta ikizini yiyecek ve hayatta tek başına kalacak.

Enerjisi yükselen Yengeç diskodan bardan çıkmayacak.  Diskoda eski kız arkadaşına rastlayacak, yan yan dans edip kaldıkları yerden devam edecekler (Allaam yengeçler ne zaman akıllanacak?)

Kovalar 2012’de çene ishali olacak. Sırlarını işteki çaycıya kadar anlatacaklar. Mars’tan değil, pazardan alışveriş edecekler. Yemedikleri ne varsa -bakla, enginar, pırasa-  yiyecekler. Bugüne kadar kimseyi beğenmeyip evde kalmış Kova kadınları ise inanamayacaksınız ama artık bulduklarıyla evlenecekler, hatta bi gün belirleyip toplu nikah kıyacaklar!

Koçlar 12 evi de yıkıp yerine 12 tane Alışveriş merkezi yapacak. Oğlak’la Koç barışacak. Oğlak Koç’un zenginliğinden istifade edip zengin olacak ve Ferrari’yle Balık’ın önünden geçerek onu kıskandıracak.

Boğalar’da para bakımından şanslı bir döneme girecek ama sonradan işini şansa bırakmadığı ortaya çıkacak. Nasıl mı? Balık’ın 2012’de zengin olacağını duyan Boğalar Balıklar’a ortaklık teklif edecek ve bu işten çok karlı çıkacak uyanıklar, pardon Boğalar!

Aslanlar bu hafta yeni enerjilere yer açmak için mıntıka temizliği yapacak, eskileri atacak. Eskilerin arasında büyük büyük büyük annesinden kalma büyük bi elmas yüzük de olacak. Onu da yanlışlıkla atacak. Çöplerin arasında onu arayacak ama tabi ki bulamayacak. Bulan çöpçü namuslu çıkacak, yüzüğü kaynının düğününde taktıktan sonra geri getirecek.

Merkür bu ara Yaylar’ı gerecek. Gerim gerim gerilen Yaylar Merkür’den hızla kaçayım derken hayatını değiştirecek. Önümüzdeki 2 hafta içinde, mutaassıp bir ev hanımı iken, bir pavyonun gülü ya da bir holdingin Yönetim Kurulu Başkanı olacak.  Bir kenar mahalleye veya plaza tepesine taşınacak. Olumlu veya olumsuz bir şey diyemiyorum. Yaylar fingir fingir. İkizler, Yaylar’dan daha oturaklı onu diyeyim!

Bu arada Retrograde, 14 Aralık’a kadar devam edecek.

Evet, biraz karamsar bi tablo çizmiş olabilirim ama zaten Aralık 2012’de de kıyamet kopacak. Dolayısıyla onun yanında bu anlattıklarım fırtına öncesi sessiz sinema oynamak gibi bişey!”

Teşekkürler Serial

Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE…Bİ SANİYE………….

Cumhurbaşkanı bi saniye önce bi basın açıklaması yaparak retro geçene kadar neler yapılabileceğiyle ilgili Türk ulusuna seslendi:

Evde yarım kalan ütüleri mutlaka bitirin. Dağ gibi olmuş çamaşırlarınızı yıkayın, kurumuş yanmış tencere diplerini bulaşık teliyle, kararmış gümüşleri gümüş temizleyicisiyle temizleyin. Halının altına attığınız tozları bu vesileyle silip süpürün. Evde büyü filan varsa hocayı eve çağırıp beraber duvardaki domuz yağlarını silin yani evinizde bugüne kadar yarım kalmış ne kadar işiniz varsa retrograde geçene kadar onlarla oyalanın.

İşe gitmek, terziye gömlek diktirmek, saça fön çektirmek, değişimim var deyip alışveriş merkezlerinde gezinmek yok! Hayati kararları erteleyin, evinizden çıkmayın!

Reklamlar

Bastım Paraları Falcıya, Bi Daha mı Gelecez Dünyaya

5 kişi toplandık, falcı çağırdık! Bodrum’dan geldi, özel uçağıyla…Yanında 3 harfli korumalarıyla…İlk ben girdim odaya…Falcı bacı kağıda bi şeyler çiziktirdi. Fala bakarken de hep diyolaa dedi, dedilee dedi…Kimler diyor teyze, dedim…Falcı bacı bi baktı suratıma, “Heee, diyolaaar, anladııım, çok selam söyleyin”, dedim. Falcı bacı gözlerini dikince gözlerimin üstüne, sustum. Aslında dayanamayıp yine, “Hürmetler”, dedim. Baştan yavşadım diye mi bilmem, selamıma karşılık  3 harfliler ne dese beğenirsiniz?  O kadar para bayılmışım, girizgaha bak:

“Kız, senin bağırsaklarda gaz varmış diyolaa!”, dedi falcı bacı. Bak şimdi, işin bütün romantizmi kaçtı! “Demeee? Öğrendiğime göre gideyim ben artık”, dedim. Anladılar pilav üstü kuru yiyip geldiğimi…Kesin, bi tuvalete git, öyle gel, gazdan bişey göremiyoruz, diyecekler. Allah’ım 3 harflilere de rezil oldum. İzin istedim tekrar falcı bacıdan, “rahatsız oldular herhalde, ben gideyim”, dedim. Falcı bacı oturttu beni aşşaaya…”Kızım, genel olarak sağlığına bakıyolaa, sus da dinle acık”, dedi. “Senin gaz bağırsakta bööle lök diye birikiyo, bi anda patlıyo diyola” dedi. Hay Allaam, çok da güzel tarif ediyolaa ama alenen osuruktan tayyare muhabbetler yapıyoruz. 100 liraya bunu duyacağıma 1 lira verip camii tuvaletine girerdim, 2 de dua ederdim.

“İşe güce gelsek,  benim gazı geçsek”, dedim. “Müjdemi isterim, 3 yıl sonra kız çocuk geliyo, 3 kadın bakıyo, çocuklar 3’leniyo diyola”, dedi. Hay 3’üne 5’ine…Tam da rahata ermişken…”Gaz da bu yüzdenmiş işte bak, hamileymişim, tabii gazlanırım”, dedim. Baktı yine yüzüme kıl kıl, “Geçtiler onlar o kısmı çoktan”, dedi. “Anladım, tamam”, dedim.

“Üstünde tılsım var diyolaa”, dedi. “Demesinler öyle şey, tırsarım ben”, dedim. “Başkasına yapılmş ama sen basmışsın yanlışlıkla üstüne diyolaa”, dedi. “E, sakarlık var accuk serde, evet, benim bok yemem pardon”, dedim.

3 harfliler kocamı çok sevmişler. Bir ömür geçer, çok mutlu eder demişler. Allah razı olsun, ben de evlensem mi evlenmesem mi karar verememiştim 13 yıldır:)

Kuruçeşme Portakal Yokuşu’nda oturacakmışım 4 seneye kadar…Elimde çiçeklerle yokuşu soluklana soluklana çıktığımı bile görmüşler.

2,5 yıl sonra yükseliş varmış işimde, 12 yıl saltanat devam edicikmiş, 12 yıldan sonra 3,5 yıl duraklama, sonraki 6 yıl tekrar yükselme, sonra da zaten sizlere ömür çünkü benimki bitti.

Cidden görebilecek miyim acaba o kadar ilerisini? Teknoloji çok ilerledi diyoruz ama hala geleceği göremiyoruz. 1 adım öteyi bile kestiremiyoruz. Anı yaşayıp göçüyoruz şu hayattan.

Velhasıl teknoloji çözene kadar bu gelecek işini, daha esaslı sorular hazırlıyorum bi dahaki seansa: Acaba gazsız günüm geçecek mi? Bizim gazlarda doğal kaynak sayılecek mi? Kuruçeşme’deki evi kaç taksitte alsam? Kefil olarak kimi bulsam? Yerden ısıtma mı yapsam yoksa bağırsaktaki gazı mı kullansam? Botoksu nereme yaptırsam? Kıza babaannesinin ismini verip hayatını zehir etsem mi? Modern bi isim verip sosyeteye yetiştirsem mi? Yediği önünde yemediği arkasında mı olsun yoksa yemediğini kadınbudu köfteye mi katsam?

Şimdilik aklıma gelenler bunlar…


Issey Miyake’den Tiramisu Tarifi

Şaka şaka, Dai Pera Arzu’dan bu tarif:) O zamanlar daha Dai Pera’nın Da’sı yoktu ama Arzuşum ezelden beri güzel yemek yapardı, günün birinde bi restoran açmak gönlünde vardı…Dai Pera, İstiklal’de, Galatasaray Lisesi’nin sokağından vur aşağıya, kırtasiyeyi geçince sağda…Buradan selam ediyorum kendisine:)) Neyse Acuşumu da andıktan soora konumuza geri dönersek, bu tarif 2000 yılından beri tarif defterimin ilk sayfasında…Üstünde yağ lekesi, sütten ıslanmış yıpranmış köşesi…Elim bi kazada kendisini kaybetmeden paylaşayım dedim sizlerle…İddia ediyorum, dünyanın en iyi Tiramisu tarifi…Nesilden nesile çekinmeden vasiyet edebilirsiniz…

Kestim, tarife geçtim:

Muhallebisinin Malzemesi:

Yarım Kilo Süt

2 Adet Yumurta Sarısı

2 Çay Bardağı Şeker

1 Çay Bardağı Un

1 Paket Labne

Peki ama nasıl yapıcaaz?

Şöyle ki ne, Labne hariç üstteki bütün malzemeleri bir sos tenceresine koyup ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Muhallebi kıvamına gelince ateşi kapatıyoruz. 1 paket Labne’yi muhallebiye boşaltıp iyice karıştırıyoruz. Ve koyuyoruz bi kenara.

Kakaolu Kek yapmayı bilenler kendi keklerini yapabilirler. Ama lezzeti fark edebilir.  Dolayısıyla ben kakaolu kek olarak halihazırda 2’ye kesilmiş tembel işi Uno’nun Kakaolu Pastaban’ını kullanıyorum, çünkü keki çok lezzetli ve Arzu’da öyle emretti.

Keki illa siz yaptıysanız önce 2’ye kesin. Kestikten sonra kekin önce alt kısmını ıslatacağız.

Islatıcaaz ama ne ile?

Tabi ki alın terimizle;)

1 bardak sıcak suya (Nescafe fincanında hazırlanırsa, bu karışım hem alta hem üste yeter.)

1 çorba kaşığı Nescafe

1 çorba kaşığı şeker

ve   artık Sue Ellen’dan ne kaldıysa; 1 kapak Jack oluuur, John oluuuur,  viski…

Ben Sue Ellen’ı oldum olası sevmem dersen sadece Nescafe’de yeterlidir.

Velhasıl çok uzattım,

  • viskili yahut viskisiz, nescafeli, şekerli sıcak suyumuzu karıştırıp kaşık kaşık kekimizin üstünü ıslatıyoruz. Kekin her yeri ıslansın ama çamur deryası da olmasın vıcık vıcık…
  • Islattığımız alt tabanın üstüne muhallebinin yarısını döküyoruz. Her yere, hakkaniyet göz ederek yayıyoruz.
  • Muhallebili kekin üstüne, üst tabanı ters çevirip koyuyoruz. Onu da önce ıslatıp sonra kalan muhallebiyle kaplıyoruz.
  • Muhallebisi soğuyunca üstünü kaplayacak şekilde kakao serpiyoruz.

Ve buzdolabına kaldırıyoruz. Siz okurken bayıldınız herhalde, valla biz afiyetle yiyoruz şu anda.

Teşekkürleri şimdiden duyar gibiyim:)) Ne demek? Ne demek? Sizden kıymetli mi? Rica ederim.


Burcu’dan Dünyanın En Kolay Limonata Tarifi

                   1 tane limonla 5 bardak  limonata yapabilir misin?

Kabuğunu rendelemeden,

limonu sıkmadan,

şekeri saatlerce karıştırmadan,

En fazla 5 dakkada…

Ben yaparım!

Malzemen:

1 tane limon ile 1 su bardağı toz şeker.

Yapılışı:

1 adet limonla (4’e bölersen iyi olur, blender’ın bozulmaz) 1 su bardağı şekeri at blender’ın içine…evet evet limonu kabuğuyla…

Geçsin Blender’dan iyice…

Blender benim için özel kelime…O yüzden tepeden kesme:)

Bi büyük tencereye, süzgeçten geçir karışımı kaşıkla eze eze,

Üstüne 5 su bardağı su ekle.

Nane yaprağı zevke göre!

Yarasın!

Teşekkürler Burcuşum;)


Birlikte Tüketelim, Birbirimizi Yiyelim

 

NeighborGoods adında bir internet sitesi var. Yeni akımlardan biri. Der ki, bir mahallede, hadi mahalle demiyelim, bi apartmanda 20 tane matkap, 40 tane çekiç, 30 mikser, 60 tane elektrik süpürgesi olmasın. Nolsun? Birimiz alalım, hepimiz kullanalım! Sadece paradan tasarruf etmiş olmayalım, aynı zamanda komşularımızla yaşam kalitesini yükseltecek bir güven ilişkisi kuralım.

Ne güzel deel mi? Yazıyı okuyunca bilinçaltım göğe erdi ve  aklıma üniversite yıllarında bekar iken oturdugum apartmanda başıma gelen bir olay geldi…Türkiye’de bu akım nasıl çalışır, canlı örneğidir:

Üniversitedeyim…Tek başıma yaşıyorum…Temizliği kendim yapıyorum…Elektrik süpürgem bozuluyor…Üst kat komşuma çıkıyorum…Zile basıyorum, beklerken en sevimli yüzümü takınıyorum, sonuçta tek başına yaşayan bir üniversite öğrencisisin, apartmanda çok sevilmiyorsun…Neyse kapı açılıyor, komşumla karşılıklı gülümsüyor ve hal hatır soruyoruz…Derken içeri geçmiyorum, zaten davet de edilmiyorum, “şey elektrik süpürgem bozuldu da sizinkini ödünç alabilir miyim?” diye soruyorum komşuma…”Hayır tabi ki!” diyor…Ben bu espri karşısında, biraz da alabilmek için abartarak bir gülüyorum bir gülüyorum, kahkahalar patlatıyorum, yere düşmeme ramak kala bi bakıyorum komşum gülmüyor…Kendimi toparlayıp tekrar soruyorum “Cidden alabilir miyim? Nerde? Siz zahmet etmeyin, ben geçip alayım!” diyorum…Komşum tekrar “hayır alamazsın!” diyor. Aydınlanma anım, “Aaaa, siz ciddisiniz yaneee!!”. “Ay evet, gayet ciddiyim”, diyor. Geçen sene bir komşusuna vermişmiş, bi getirmiş, makine bozulmuş, bi daha yemin etmiş vermeyeceğine! Aydınlanma devam ediyor bende, ” A, siz gerçekten vermeyeceksiniz!”. Enteresaaan, hayatımda ilk defa böyle komşu görmüşüm, bi daha bi daha bakıyorum, daha doğrusu totoma baka baka eve geri dönüyorum…Belki de hayatın gerçekleriyle yeni yeni tanışıyorum…Bi daha da komşuya selam vermiyorum.

Sözün özü: Ortak mal kullanımı hayata geçerse, komşuluk kalmaz diyorum.